Piyasada fiyatlar artık arz-talep dengesiyle değil, büyük tedarikçilerin bastığı etiketle şekilleniyor. Zincirin en tepesinde kim ne fiyat koyuyorsa, alttaki herkes mecburen ona uyuyor. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü piyasanın pusulası çoktan büyük firmaların eline geçmiş durumda.
Küçük esnaf bu tabloda denge unsuru değil; tam tersine sıkışmış bir ara halka. Ne fiyatı belirleyebiliyor ne de yükselen maliyetleri tek başına göğüsleyebiliyor. Ama iş vatandaşa dokunduğunda muhatap hep aynı: mahalledeki bakkal, pazardaki esnaf, köşe başındaki market. Tepki ona, sitem ona, öfke ona.
Oysa fiyatları her gün yukarı çeken mekanizma orada değil. Asıl belirleyici olan, piyasaya yön veren büyük tedarikçiler ve güçlü firmalar. Onlar fiyatı artırdığında domino taşı gibi herkes etkileniyor. Bu yüzden denetim yalnızca vitrinde olmamalı; asıl perde arkasına, fiyatı yazan ellere uzanmalı.
Bugün vatandaşın canını sıkan şey sadece pahalılık değil, belirsizlik. Dün alınan ürün bugün neden zamlandı, yarın ne olacak, kimse bilmiyor. Bu tablo güveni zedeliyor, toplumsal huzursuzluğu derinleştiriyor.
Eğer gerçekten fiyat istikrarı isteniyorsa, denetim mekanizmaları güçlüye göre kurgulanmalı. Büyük firmalar sıkı şekilde izlenmeli, fiyatlama politikaları şeffaf olmalı. Aksi halde küçük esnafı denetleyerek, etiketi kazıyarak bu yangın söndürülmez.
Çünkü bu piyasada etiketi büyükler yazıyor, bedelini ise hem esnaf hem de vatandaş ödüyor.