Günümüzde çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim hayatı, sürekli bir koşuşturma, sınav stresi ve hızla ilerleyen bir program içinde geçiyor. Matematik, fen, sosyal bilgiler…
Hepsi önemli, elbette.
Ama modern dünyanın hızla değişen dinamikleri içinde, belki de en büyük eksik, düşünme, hayal kurma ve sorgulama yeteneği. Peki, bu yetenek nasıl kazanılır?
Cevap basit: Kitapla.
Önerim radikal ama etkili: Çocuklar, eğitim hayatlarının belirli dönemlerinde, tüm derslerden ve sınavlardan uzaklaşarak sadece kitap okumalı. İlkokulun dört yılı tamamlandıktan sonra bir yıl boyunca, hiçbir zorunluluk olmadan, sadece kitaplarla baş başa kalmalı. Roman, öykü, bilim kitapları, tarih…
Ne olursa olsun, çocuk sadece okumalı. Bu bir yıl, zihinsel bir tatil gibi ama aynı zamanda düşünce ve hayal gücünü geliştiren bir atılım dönemi olacak.
Bu deneyim, gençlerin dünyayı daha geniş bir perspektiften görmesini sağlayacak. Kitaplar aracılığıyla farklı hayatları tanıyacak, empati kurmayı öğrenecek ve hayallerini somut hedeflere dönüştürmeyi öğrenecek. Ortaokul ve lise yıllarında ise bu deneyimin üzerine inşa ederek, hem akademik hem de sosyal becerilerini geliştirecekler.
Toplamda dokuz yıl süren bu bilinçli okuma serüveni, gençlerin hayata daha ufku geniş başlamalarını sağlayacak. Kitaplar sadece bilgi kaynağı değil, aynı zamanda karakter, empati ve vizyon geliştiren güçlü birer araçtır. Eğer bir nesil bu şekilde yetişirse, geleceğin liderleri, bilim insanları, sanatçıları ve girişimcileri, hayata daha donanımlı ve akılcı adım atacaklardır.
Belki bugünün eğitim sistemi için alışılmışın dışında görünebilir, ama düşünün: Bir yıl sadece kitapla yaşamak, bir ömür boyu sürecek bir fark oluşturabilir.